İstiklâl Marşı’nın 105. Yılında Eğitim Fakültemizde “Hür Yaşadım, Hür Yaşarım” Coşkusu
Üniversitemiz Eğitim Fakültesi Türkçe Topluluğu katkılarıyla 12 Mart İstiklâl Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Programı düzenlendi. Eğitim Fakültesi Nurettin Topçu Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programda, İstiklâl Marşı’nın kabulünün 105. yılı dolayısıyla milli mücadelenin ruhu ve vatan şairi Mehmet Akif Ersoy’un hayatı ele alındı. Programa Eğitim Fakültemiz Dekanı Prof. Dr. Erman Yükseltürk ve Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Küçükçene ile akademisyenlerimiz ve öğrencilerimiz katıldı.
Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programın açılış konuşmasını Öğr. Gör. Dr. Elif Akar gerçekleştirdi. “Korkma! (Bir Milletin Doğuşu)” başlıklı sunumuyla katılımcılara hitap eden Akar, konuşmasında Mehmet Akif Ersoy’un hayatı, İstiklâl Marşı’nın yazılış süreci, marşın ilk bestesi ve gençlere kazandırılması gereken milli bilinç üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Konuşmasına Mehmet Akif Ersoy’un hayatını anlatarak başlayan Öğr. Gör. Dr. Elif Akar, vatan şairinin yalnızca bir edebiyatçı değil aynı zamanda milletin bağımsızlık ruhunu yansıtan önemli bir şahsiyet olduğunu ifade ederek şunları söyledi:
“Mehmet Akif Ersoy, 1873 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Asıl adı Mehmet Râgıf’tır. Babası Fatih Camii medrese hocalarından Tahir Efendi, annesi ise Emine Şerife Hanım’dır. Akif, küçük yaşlardan itibaren güçlü bir eğitim almış; Arapça, Farsça ve Fransızcayı çok iyi öğrenmiştir. Şiire olan ilgisi de yine bu yıllarda başlamıştır. Babası için ‘Hem babam hem hocam idi; ne öğrendiysem ondan öğrendim’ diyerek hayatındaki yerini ifade etmiştir.”
Akif’in eğitim hayatı ve mesleki yaşamına da değinen Akar, onun Halkalı Baytar Mektebi’ni birincilikle bitirdiğini, uzun yıllar veteriner olarak Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde görev yaptığını ve bu süreçte halkla yakın ilişkiler kurarak milletin gerçek sorunlarını yakından tanıdığını belirtti.
Konuşmasının devamında İstiklâl Marşı’nın yazılış sürecine değinen Akar, marşın ortaya çıkış hikâyesini şu sözlerle anlattı:
“23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasının ardından, milletimizin bağımsızlık mücadelesini ve ruhunu yansıtacak bir milli marşa ihtiyaç duyulmuştur. Bu amaçla bir yarışma düzenlenmiş ve yarışmaya tam 724 şiir gönderilmiştir. Ancak bu şiirler arasında milletin ruhunu tam anlamıyla ifade eden bir eser bulunamamıştır. Mehmet Akif Ersoy ise yarışmaya konulan para ödülü nedeniyle başlangıçta yarışmaya katılmak istememiştir. Çünkü o, ‘Bir milletin milli marşı para ile yazılamaz’ diyordu.”
Hasan Basri Çantay’ın teşviki ve dönemin Maarif Vekili Hamdullah Suphi Tanrıöver’in ricası üzerine Akif’in şiir yazmayı kabul ettiğini belirten Akar, sözlerine şöyle devam etti:
“Mehmet Akif, Ankara’da Taceddin Dergâhı’nda İstiklâl Marşı’nı yazmaya başlamıştır. Bir gece ilhamla uyanmış, kâğıt bulamayınca mısraları duvara yazdığı anlatılır. O an kaleminden dökülen ilk mısra şuydu: ‘Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak…’ Akif daha sonra marşı nasıl yazdığını soranlara şu sözlerle cevap vermiştir: ‘Ne topumuz vardı ne tüfeğimiz… fakat imanımız büyüktü. Bu marş o imanla yazılmıştır.’”
İstiklâl Marşı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde büyük bir coşku ile kabul edildiğini belirten Akar, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“12 Mart 1921 tarihinde Meclis’te okunan İstiklâl Marşı milletvekilleri tarafından büyük bir heyecanla dinlenmiş, defalarca alkışlanmış ve oy birliğiyle kabul edilmiştir. Mehmet Akif Ersoy ise kendisine verilen 500 liralık ödülü Türk ordusuna bağışlamış ve ‘Ben milletime parayla şiir satmam’ diyerek bu parayı kabul etmemiştir.”
Akar ayrıca İstiklâl Marşı’nın bestelenme sürecine de değinerek ilk olarak Ali Rıfat Çağatay’ın bestesinin kabul edildiğini, 1930 yılından itibaren ise bugün kullanılan Osman Zeki Üngör bestesinin yürürlüğe girdiğini ifade etti.
Konuşmasının sonunda öğrencilere seslenerek İstiklâl Marşı’nın yalnızca bir şiir değil aynı zamanda bir milletin bağımsızlık ve inanç destanı olduğunu vurgulayan Öğr. Gör. Elif Akar, “Sevgili öğrencilerim, İstiklâl Marşı yalnızca bizim için değil tüm Türk dünyası için kutsal bir değerdir. Bu marşı okurken onun hangi şartlarda yazıldığını, hangi fedakârlıkların sonucu olduğunu hatırlamalıyız. Şehitlerimizin ve ordumuzun emanetine sahip çıkarak marşımızı her zaman layık olduğu şekilde okumalıyız.” dedi.


Konuşmanın ardından program, 12 Mart İstiklâl Marşı’nın kabulü etkinlikleri kapsamında Türkçe Topluluğu öğrencilerimizin sahnelediği canlandırma ve oratoryo gösterisiyle devam etti.




Gösterinin ardından Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erman Yükseltürk, Öğr. Gör. Dr. Elif Akar’a katkılarından dolayı Teşekkür Belgesi takdim etti.
Program, günün anısına çekilen fotoğrafla sona erdi.