12 Mart 2026

Üniversitemizde 14 Mart Tıp Bayramı ve Beyaz Önlük Töreni Gerçekleştirildi

Üniversitemiz Tıp Fakültesi tarafından 14 Mart Tıp Bayramı ve Beyaz Önlük Giyme Töreni düzenlendi. Mavi Salon’da düzenlenen programa Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Sedat Aktan, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Esra Dilek Keskin, Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Güler, Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Turgut Deniz, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Atike Tekeli Kunt ile Güzel Sanatlar Fakültesi Kırıkkale Oda Orkestrası üyeleri, Tıp Fakültesi öğretim üyeleri ve öğrencilerimiz katılım sağladı.


Saygı Duruşu ve koro eşliğinde İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program, Üniversitemiz Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü öğretim üyeleri ve öğrencilerinden oluşan Kırıkkale Oda Orkestrası’nın konseriyle devam etti.  Orkestra Şefi Doç. Dr. Akın Kumtepe’nin yönetiminde gerçekleştirilen dinleti, katılımcılar tarafından büyük ilgiyle takip edildi. Konserin ardından orkestrada yer alan öğretim üyelerine katkılarından dolayı teşekkür belgeleri ve çiçekleri Tıp Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Esra Dilek Keskin tarafından verildi.






Programın devamında açılış konuşmalarına geçildi. İlk olarak Üniversitemiz Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meryem Albayrak söz aldı. Prof. Dr. Meryem Albayrak, “14 Mart bir takvim yaprağından fazlasıdır. Modern anlamda tıp eğitiminin temeli, Sultan II. Mahmud döneminde Hekimbaşı Mustafa Behçet tarafından 1827 yılında Tıbhâne-i Âmire’nin kurulmasıyla atılmıştır. Ancak 14 Mart’ın anlamı yalnızca bir okulun kuruluş yıl dönümü değildir. Bu tarih aynı zamanda vatan sevgisinin, bilimin ve insanlığa adanmışlığın sembolüdür. Tarihsel süreçte 14 Mart önemli bir direnişin de simgesidir. 1919 yılında işgal altındaki İstanbul’da tıbbiyeli öğrenciler, başta Hikmet Boran olmak üzere büyük bir cesaret göstererek fakültenin direkleri arasına dev bir Türk bayrağı asmışlardır. O gün 14 Mart artık yalnızca bir okulun kuruluş günü değil, işgale karşı bir meydan okuma olmuştur. O gün başlayan savunma ruhu bugün hayat kurtarma mücadelesi olarak devam etmektedir.” dedi.

Hekimliğin sembollerine ve beyaz önlüğün taşıdığı anlamın yalnızca bir kıyafetten ibaret olmadığını dile getiren Prof. Dr. Meryem Albayrak, “Beyaz önlük sadece giyilen bir kumaş değildir. Hastaların o beyaz renge duyduğu güveni her gün yeniden hak etmeyi gerektiren sessiz bir hatırlatıcıdır. Beyaz önlük saflığı, temizliği, bilimin rehberliğini ve hastalarımıza karşı duyduğumuz sorumluluğu temsil eder.” şeklinde konuştu.

Konuşmasında hekimliğin yalnızca bir meslek değil aynı zamanda bir insanlık sorumluluğu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Meryem Albayrak, “Hekimlik sadece bir kariyer değildir; bir karakter inşasıdır, bir sabır eğitimidir ve bir insanlık sınavıdır. Gecenin üçünde çalan telefona cevap vermektir. Kendi yorgunluğunu bir kenara bırakıp başkasının acısına eğilmektir. Bazen kaybettiğin bir hasta için sessizce yas tutmak, ama ertesi sabah başka bir hastaya umut olmaya devam etmektir. Bizler bu çatı altında yalnızca öğretici değiliz. Bir hastanın gözündeki korkuyu dindirmeyi, bir laboratuvar sonucunun ardındaki insan hikâyesini okumayı ve ‘önce zarar verme’ ilkesini yaşayarak aktaran rehberleriz. Anadolu’nun bu kilit şehrinde bir şifa kapısı olan tüm meslektaşlarımla gurur duyuyorum.” dedi.

“Beyaz önlük, hayat boyu taşınacak büyük bir sorumluluğun simgesidir”

Törende konuşan Tıp Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Esra Dilek Keskin, “Bugün son derece anlamlı bir günde, Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesinin 2025–2026 eğitim öğretim yılında eğitime başlayan 28. dönem öğrencilerimizin tıp eğitimine ilk adımlarını atmalarının heyecanını ve gururunu hep birlikte yaşıyoruz. Birazdan öğrencilerimiz beyaz önlüklerini giyerek ve hekimlik yeminlerini ederek bu onurlu mesleğe ilk adımlarını atacaklar. Beyaz önlük; hekimlik mesleğinin dürüstlüğünü, ahlakını, güvenilirliğini ve sorumluluğunu simgeler. Aynı zamanda bilginin, saflığın, alçakgönüllülüğün ve insanlığa hizmet etme idealinin sembolüdür. Dil, din, ırk ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanlara şifa dağıtma sorumluluğunu temsil eder. Birazdan giyeceğiniz bu önlük, yalnızca bir kıyafet değil; aynı zamanda hayat boyu taşıyacağınız büyük bir sorumluluğun ve onurlu bir mesleğin simgesidir. Sevgili öğrenciler, hekimlik, ilim ile sanatın birlikte icra edildiği çok özel bir meslektir. Bu meslek, büyük ölçüde usta-çırak ilişkisi içerisinde öğrenilir. Hekimlik; aklı, vicdanı ve merhameti bir arada kullanmayı gerektirir. Bilimsel bilgi kadar insana dokunabilme yeteneğini de içinde barındırır. Bizler hocalarınız olarak sizleri iyi hekimler olarak yetiştirmek için güçlü akademik kadromuzla her zaman yanınızdayız. Fakültemizde 62 profesör, 21 doçent, 33 doktor öğretim üyesi ve 3 öğretim üyesi görev yapmaktadır. Bunun yanında 321 mezuniyet sonrası araştırma görevlimizle birlikte sizlerin eğitim yolculuğunda destek olmaya devam edeceğiz. Fakültemizde hastaların tanı ve tedavi süreçleri büyük bir özveri ve fedakârlıkla yürütülmektedir. Bu vesileyle fakültemizde emeği geçen, hastalarımıza şifa dağıtan ve sizleri yetiştiren tüm kıymetli hocalarımıza huzurlarınızda teşekkürlerimi sunuyorum.” dedi.

“Hekimliğin temelinde insana saygı ve sevgi vardır”

Fakültede yürütülen akreditasyon çalışmaları ve iyi hekimlik anlayışına değinen Prof. Dr. Esra Dilek Keskin, “Hekimler tarih boyunca toplumda çok önemli bir rol üstlenmişlerdir. Sadece hastalıkları tedavi eden kişiler değil; aynı zamanda toplumu bilgilendiren, yönlendiren ve toplum sağlığını koruyan kanaat önderleri olmuşlardır. Hekimliğin temelinde insana saygı ve insana sevgi vardır. Hekimlik bir meslek olmanın ötesinde, büyük bir sorumluluk ve fedakârlık gerektiren kutsal bir görevdir. Bu mesleğin özü iyi insan olmaktır. Günümüzde bu anlayış ‘iyi hekimlik’ kavramı ile ifade edilmektedir. Bizler de sizleri; empati kurabilen, iletişim becerileri güçlü, bilimsel düşünceye sahip, sorumluluklarının farkında olan ve etik değerlere bağlı hekimler olarak yetiştirmeyi amaçlıyoruz. Bu doğrultuda fakültemizde 2019 yılından bu yana yoğun bir şekilde akreditasyon çalışmaları yürütülmektedir. Nitekim fakültemiz 2024 yılında TEPDAD tarafından tam akreditasyon belgesi almaya hak kazanmıştır. Akreditasyon; eğitim kalitesinin sürekli geliştirilmesini ve kurumsal standartların sürdürülebilirliğini sağlayan önemli bir kalite göstergesidir. Öğrencilerimiz eğitim süreçleri boyunca bilimsel araştırmalara katılacak, uluslararası öğrenci sempozyumlarında görev alacak ve daha öğrenciyken bilimsel bildiriler ve makaleler hazırlama fırsatı bulacaklardır.” şeklinde konuştu.

“Beyaz önlüğünüz uzun bir yolculuğun başlangıcıdır”

Tıbbiyelilerin tarih boyunca üstlendiği role de vurgu yapan Dekan Keskin, “Değerli öğrenciler, bugün beyaz önlüğünüzü 14 Mart gibi anlamlı bir günde giymeniz bizim için ayrı bir gurur kaynağıdır. 14 Mart, yalnızca modern tıp eğitiminin başlangıcı değil, aynı zamanda onurlu bir direnişin de simgesidir. Tıbbiyeli Hikmet ve arkadaşlarının Sivas Kongresi’nde ortaya koydukları cesur duruş, hekimlerin yalnızca sağlık alanında değil, ülkenin kaderinde de nasıl önemli bir rol oynadığını göstermiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün o tarihi sözleriyle ifade ettiği gibi: ‘İşte benim aradığım Türk gençliği budur.’ Kurtuluş Savaşı yıllarında da tıbbiyeliler büyük fedakârlıklar göstermiş, cephede yaralı askerleri tedavi etmiş, salgın hastalıklarla mücadele etmiş ve ülkenin bağımsızlık mücadelesine katkı sunmuşlardır. Sevgili öğrenciler, bugün giyeceğiniz beyaz önlük uzun bir yolculuğun başlangıcıdır. Bu önlüğü hayatınız boyunca gururla taşımanızı ve meslek hayatınız boyunca bu kutsal görevin onurunu yaşamanızı diliyorum. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözünü daima hatırlamanızı temenni ediyorum: “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” Bu sözün ışığında mesleğinizi icra edeceğinize inanıyorum. Bu duygu ve düşüncelerle tüm hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor; sağlık çalışanlarının kendilerini güvende, değerli ve mutlu hissettikleri nice Tıp Bayramlarını hep birlikte kutlamayı diliyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.” dedi.


“Zor zamanlarda kenetlenebilme kabiliyetimiz milletimizin gücüdür”

Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Sedat Aktan, “Bugün önemli bir gün; 12 Mart. Bildiğiniz üzere bugün, İstiklal Marşı’nın kabul edilişinin yıl dönümü. Böyle anlamlı bir günde burada bulunuyor olmak da güzel bir tevafuk oldu. Bu vesileyle İstiklal Marşı’mızın kabulünü de saygıyla anmak isterim. Ben de iki evlat sahibiyim. Ailemizde çok sayıda doktor olmasına rağmen çocuklarım farklı meslekleri tercih ettiler. Ancak şunu samimiyetle ifade etmek isterim ki, bütün meslekler elbette kıymetlidir; fakat hekimlik mesleğinin ayrı bir yeri vardır. Kendi adıma konuşacak olursam, ben çok zorunda kalmadıkça doktora gitmeyi seven bir insan değilim. Hastane ortamı beni duygusal olarak oldukça etkiler. Özellikle zor durumdaki hastaları görmek beni etkiliyor.  İşte sizler, hayatınız boyunca böyle bir ortamda çalışacak, insanların en zor anlarında yanlarında olacaksınız. Sadece bu sorumluluğu taşımak, o vicdanı ve o psikolojiyi omuzlamak bile bu mesleğin ne kadar kutsal olduğunun en önemli göstergelerinden biridir.  Coğrafyamız ne yazık ki her zaman huzurlu ve sakin bir coğrafya olmamıştır. Zaman zaman iç dinamiklerden, zaman zaman da bulunduğumuz jeopolitik konumdan kaynaklanan zorluklarla karşı karşıya kalabiliyoruz. Bugün İstiklal Marşı’nın kabul yıl dönümünü anarken hepimizin bildiği o duayı hatırlıyoruz: ‘Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.’ Bu söz aslında millet olarak ne kadar zor günlerden geçtiğimizi gösterir. Ancak aynı zamanda bu Aziz Milletin çok güçlü bir özelliği vardır. Zor zamanlarda kenetlenebilme kabiliyeti. Bunun en somut örneklerinden birini 15 Temmuz’da gördük. O gece sokağa çıkan insanlar arasında her görüşten, her kesimden vatandaş vardı. Vatanın tehlikeye düştüğünü hissettikleri anda milletimizin birlikte hareket etme refleksinin ne kadar güçlü olduğunu hepimiz gördük. Adeta bu refleksin milletimizin DNA’sında bulunduğunu söylemek mümkündür. İstiklal Marşı’nın şairi Mehmet Akif Ersoy’u anarken aklıma Kur’an-ı Kerim’de Saf Suresi’nde Allah, kendi yolunda kenetlenmiş tuğlalar gibi saf tutarak mücadele edenleri sevdiğini bildirir. “Bünyan-ı mersûs” ifadesiyle anlatılan bu tablo, birbirine harçla bağlanmış tuğlalar gibi sağlam bir birlikteliği ifade eder.  İnşallah millet olarak bu dayanışma ruhunu her zaman koruruz ve Allah bizlere bir daha o zor günleri yaşatmaz.” şeklinde konuştu.

Konuşmasının sonunda geleceğin hekimlerine seslenen Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Sedat Aktan, “Sevgili öğrenciler; sizler meslek hayatınızın henüz başındasınız. Önünüzde uzun ve yoğun bir eğitim süreci var. Yaklaşık beş buçuk yıllık bir eğitim sürecini tamamlayarak hekimlik mesleğine adım atacaksınız. Şimdiden hepinize başarılar diliyorum. İnşallah bu süreç boyunca hem iyi birer hekim olarak yetişir hem de insan hayatına dokunan, vicdanlı, merhametli ve sorumluluk sahibi bireyler olarak mesleğinizi icra edersiniz. Belki ilerleyen yıllarda akademik hayatta yollarımız yeniden kesişir; aranızdan bazı arkadaşlarımızla aynı üniversitede, aynı kurumlarda birlikte çalışma imkânı da bulabiliriz. Bu düşüncelerle hepinizi bir kez daha gönülden tebrik ediyor, başarılar diliyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.” dedi.

Program, Tıp Fakültemiz bünyesinde 20 yıl hizmet eden öğretim üyeleri ile 2024-2025 Akademik Yılı Yayın Ödüllerini almaya hak kazanan öğretim üyeleri ve araştırma görevlilerine teşekkür ve tebrik belgesi verilmesiyle devam etti.

Tıp Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Esra Dilek Keskin, fakülte bünyesinde uzun yıllar görev yaparak geçtiğimiz yıl emekli olan öğretim üyeleri Prof. Dr. Rengin Kosif, Prof. Dr. Erkan Yurtçu, Prof. Dr. Meriç Çırpar’a plaketlerini verdi. 

Fakültede 20 yılı aşkın süredir görev yapan öğretim üyesi Prof Dr. Sayın Derya Beyza Sayın Kocakap’a Tıp Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Esra Dilek Keskin tarafından teşekkür belgesi verildi.

2024-2025 Akademik Yılı Yayın Ödülleri birincisi Prof. Dr. Nuray Bayar Muluk ve üçüncüsü Doç. Dr. Adnan Özdemir’in belgelerini Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Sedat Aktan verdi.



Akademik yayın ödülü almaya hak kazanan araştırma görevlileri Dr. Alperen Uysal belgesini Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Kandur’un; Dr. Burak Akyüz belgesini Kardiyoloji Anabilim Dalı başkanı Prof. Dr. Tolga Doğru’nun; Dr. Muhammed Furkan Irmak belgesini Acil Tıp Anabilim Dalı başkanı Prof. Dr. Turgut Deniz’in elinden aldı.



Son bir yıl içerisinde akademik yükselme kadrosu alan ve akademik kadromuza katılan hocalarımıza Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Esra Dilek Keskin tarafından tebrik belgeleri verildi.

2024-2025 Akademik Yılı dönem birincisi öğrencilerimiz ile Tıp Fakültesi öğrenci topluluklarının başkan ve akademik danışmanlarına tebrik ve teşekkür belgesi verilmesiyle devam eden program, günün anısına fotoğraf çektirilmesi ile sona erdi.