“İyileştiren Kütüphaneler, Geliştiren Kütüphaneler” Temasıyla Kutlanan 62. Kütüphane Haftası Açılış Konferansıyla Başladı
Üniversitemizde 62. Kütüphane Haftası etkinlikleri kapsamında, Kütüphane ve Dokümantasyon Dairesi Başkanlığı tarafından “İyileştiren Kütüphaneler, Geliştiren Kütüphaneler” temasıyla anlamlı bir konferans gerçekleştirildi. Eğitim Fakültesi Nurettin Topçu Konferans Salonu’nda düzenlenen programa, Rektör Yardımcılarımız Prof. Dr. Mehmet Başalan ve Prof. Dr. Erol Yılmaz ile Eğitim Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Erman Yükseltürk’ün yanı sıra akademik ve idari personel ile öğrencilerimiz katıldı.


Saygı duruşu ve İstiklal
Marşı’nın okunmasıyla başlayan programın açılış konuşmasını gerçekleştiren
Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkan Vekili Zeynep Semerci, ‘’Bu yılki
temamız olan ‘İyileştiren Kütüphaneler, Geliştiren Kütüphaneler’in,
kütüphanelerin toplum hayatındaki çok yönlü rolünü en güzel şekilde ifade
ettiğine inanıyorum. Ben, kütüphanelerin yalnızca bilgiye erişim sağlanan
mekânlar olmadığını; aynı zamanda bireylerin kendilerini keşfettikleri,
düşünsel olarak geliştikleri ve kimi zaman da ruhsal olarak iyileştikleri özel
alanlar olduğunu düşünüyorum. Yoğun yaşam temposu içinde kütüphanelerin
insanlara sakinleşme, odaklanma ve kendileriyle yeniden bağ kurma imkânı
sunduğunu görüyorum. Kitapların dünyasında yolculuk yapan bireylerin farklı
hayatları tanıdığını, empati kurduğunu ve bakış açılarını genişlettiğini
biliyorum. Bu yönüyle kütüphanelerin sadece akademik gelişimi değil, aynı
zamanda bireysel ve toplumsal iyileşmeyi de desteklediğine inanıyorum.
Günümüzde kütüphanelerin, basılı kaynakların ötesine geçerek dijital bilgiye
erişim, öğrenme ortamları oluşturma ve sosyal etkileşim alanları sunma gibi
önemli görevler üstlendiğini düşünüyorum. Ayrıca kütüphanelerin, bireyleri
geliştiren ve onları geleceğe hazırlayan dinamik merkezler hâline geldiğini
ifade etmek isterim. Bizler de üniversite kütüphanesi olarak,
kullanıcılarımızın bilgiye hızlı ve en doğru şekilde ulaşmalarını sağlarken,
aynı zamanda onların akademik, kültürel ve kişisel gelişimlerine katkıda
bulunmayı temel hedefimiz olarak görüyoruz. Kütüphane Haftası boyunca
düzenleyeceğimiz etkinliklerle kütüphanelerin iyileştirici ve geliştirici
gücünü daha görünür kılmayı ve sizleri bu sürecin aktif bir parçası olmaya
davet etmeyi amaçlıyorum. Bu vesileyle hepinizi kütüphanemizin sunduğu
imkânlardan daha fazla yararlanmaya ve etkinliklerimize katılmaya davet
ediyorum. 62. Kütüphane Haftası’nı kutluyor, sağlıklı, huzurlu ve verimli bir
hafta geçirmenizi diliyorum. Katılımınız için teşekkür ederim.’’ ifadelerini
kullandı.


“Kütüphane Haftası,
Farkındalık Oluşturmak Açısından Büyük Önem Taşıyor”
Kütüphane Haftası’nın
önemine ve bu kapsamda yürütülen farkındalık çalışmalarına değinerek sözlerine
başlayan Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Erol Yılmaz, “Kıymetli Rektör Yardımcım, kıymetli Dekanım, değerli hocalarım,
Kırıkkale Üniversitesinin çok kıymetli idari personeli ve varlık sebebimiz
sevgili öğrencilerimiz; hepinizi hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Bu hafta
62’ncisini kutladığımız Kütüphane Haftası; 1964 yılından bu yana, öncelikle
Türk Kütüphaneciler Derneği’nin koordinasyonunda, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü iş
birliğiyle kutlanmaktadır. Her yıl farklı bir tema belirlenmekte ve bu tema
çerçevesinde faaliyetler yürütülmektedir. Özellikle Bilgi ve Belge Yönetimi
Bölümü öğrencilerimizin de yakından bildiği üzere, farklı kütüphane türleri
kendi ölçülerinde bu temalar etrafında etkinlikler gerçekleştirmektedir. Ancak
tüm bu çalışmaların ortak amacı, kütüphaneler başta olmak
üzere; bilgi merkezleri, arşivler, dokümantasyon ve
enformasyon merkezleri hakkında toplumsal farkındalık oluşturmak ve mevcut
farkındalık düzeyini artırmaktır. Bu farkındalık hem sivil toplum hem de siyasal
toplum düzeyinde, yani hem halk hem de devlet nezdinde bir bilinç oluşturmayı
hedeflemektedir. Elbette hep ifade ettiğimiz gibi bir konuya sadece bir gün ya
da bir hafta ayırmak o konunun önemini anlatmak için yeterli değildir. Ancak bu
tür haftalar, ilgili konunun medya ve kamuoyu gündeminde en üst sıralara
taşınmasını sağlaması açısından büyük önem taşımaktadır. Bugün, ilgili
bakanlıkların, genel müdürlüklerin ve hatta devletin en üst kademelerinin bu
tür haftalarda konuya dikkat çeken mesajlar yayımladığını görüyoruz. Bu da
farkındalık açısından önemli bir gelişmedir.” şeklinde konuştu.


“Bilgi Çağında
Kütüphaneler Yaşayan ve Dönüşen Merkezlerdir”
Kütüphanelerin tarihsel
gelişiminden günümüzde bilgi çağında üstlendiği kritik role, kendi mesleki
deneyimleri ve gözlemleri üzerinden dikkat çeken Rektör Yardımcımız Prof. Dr.
Erol Yılmaz, “Benim bu alana olan ilgim çok daha eskilere dayanıyor. 1988 yılında
bu camiaya adım attım. Yüksek lisans sürecimde özellikle iletişim ve halkla
ilişkiler boyutunun yeterince ele alınmadığını fark ederek bu alana yöneldim. O
yılları hatırlayanlar bilir; tek kanallı televizyon dönemiydi. TRT yayın
yapardı ve günün sonunda ‘bayrak çektirme’ ile yayın kapanırdı. Ana haber bültenlerinden
kapanışa kadar ‘acaba Kütüphane Haftası ile ilgili tek bir cümle duyabilir
miyim’ diye beklerdim. Ne yazık ki çoğu zaman hiçbir şey duyamadan ekran
kapanırdı. Aslında bu durum, benim mesleki yönelimimi de belirleyen önemli bir
kırılma noktası oldu. Bu eksikliği fark etmiş olmam, yüksek lisans tezimi
halkla ilişkiler ve kitle iletişim araçları üzerine yapmama vesile oldu.
Sonrasında da mesleki kariyerim boyunca iletişim, halkla ilişkiler ve yönetim
gibi insan odaklı alanlara yöneldim.1990’ların sonlarına doğru, yanlış
hatırlamıyorsam, o dönemin en yüksek tirajlı beş gazetesini incelemeye karar
verdim. Milli Kütüphanede, beş gazetenin bir yıllık ciltleri arasından
sayfaları tek tek tarayarak yaptığım bu çalışma sonunda, magazin içerikli pek çok
haber birinci sayfalarda yer bulurken, Kütüphane Haftası’nda dahi
kütüphanelerle ilgili bir haberin ana sayfalarda yer almadığına üzülerek şahit
oldum. İşte bu nedenle, Kütüphane Haftası kutlamaları son derece kıymetlidir.
Bugün geldiğimiz noktada ise, tablo çok daha umut vericidir. Artık yalnızca
geleneksel medya değil, sosyal medya da önemli bir araç haline gelmiştir. Daha
da önemlisi, devlet aklı kütüphane ve bilgi yönetimi konularını ciddi biçimde
gündemine almıştır. Bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri, Cumhurbaşkanlığı
Millet Kütüphanesidir. Rahatlıkla ‘şaheser’ diyebileceğimiz bu yapı, hem
mimarisi hem de içerik zenginliğiyle gerçekten gurur vericidir. Ancak belki de
daha önemlisi, devletin, kütüphane ve arşiv konularını ciddi şekilde
ele alıyor olması, gündemine alıyor olması, bu alandaki mevzuatı güncellemesi
ve sürdürülebilir politikalar geliştirmesidir. Gerçek gelişmeyi sağlayacak olan
da tam olarak bu yaklaşımdır. Dolayısıyla kütüphaneler konusu hem milletin hem
de devletin zihninde yer alıyor ve almalıdır. Çünkü kütüphane dediğimiz kurum,
özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında yaşanan bilgi patlaması ile birlikte
bambaşka bir anlam kazanmıştır. Bugün, özellikle son 30 yıla baktığımızda çok
net bir gerçek karşımıza çıkıyor: Dünyanın bir numaralı sermayesi bilgidir ve
açıkça ifade etmek gerekir ki, bugün dünyayı bilgi yönetmektedir. Bu gerçeğin
farkına erken varan ülkeler etken ülkeler haline gelirken; bu farkındalığı
yeterince geliştiremeyen ülkeler ne yazık ki edilgen konumda kalmıştır. Biz ise,
çok şükür her geçen gün bu alanda daha ileriye gidiyoruz. Bilginin artık ticari
bir meta haline geldiği, küresel gücün temel unsuru olduğu bir çağdayız. Bugün
savunma sanayii dendiğinde dünyada ilk akla gelen üç ülkeden biri haline
gelmemiz tesadüf değildir. Bu gelişmeler, dünya savaş tarihini değiştirecek
niteliktedir. Ve bunun arkasındaki temel güç bellidir: ‘bilgi’. Dolayısıyla
kütüphaneleri ne kadar konuşsak azdır. Özellikle üniversite kütüphaneleri
bağlamında bu konu çok daha büyük önem taşımaktadır. Çünkü üniversiteler, bir
milletin kalkınmasında lokomotif kurumlardır. Hem eğitim-öğretim hem de
araştırma-geliştirme faaliyetlerinin merkezidir. Peki, bilgi olmadan bunları
gerçekleştirmek mümkün mü? Elbette değil. İşte bu noktada kütüphaneler devreye
girer. Kütüphaneler, bilginin uluslararası yöntem ve standartlar çerçevesinde düzenlendiği
ve erişilebilir kılındığı ana merkezlerdir. Sevgili öğrenciler; sizler de bu sürecin bir
parçasısınız. Aldığınız eğitimle birlikte, kendi çevrenizde bu farkındalığı
yayarak aslında bu alanın birer temsilcisi, birer gönüllü iletişimcisi
oluyorsunuz. Öte yandan, kütüphane kavramı da büyük bir dönüşüm geçirdi. Uzun
yıllar boyunca kütüphaneler; sessizce ders çalışılan, kitap ödünç alınan
mekânlar olarak algılandı. Hatta başka bir ifadeyle; yazın serin, kışın sıcak, daima
sessiz alanlar olarak tanımlandı. Ancak bugün artık bu tanım yeterli değil.
Evet, artık bilgiye ‘bir tık’ ile ulaşabiliyoruz. Ama bu durum, kütüphaneleri
gereksiz hale getirmedi; tam aksine daha da önemli hale getirdi. Çünkü ‘her şey
bir tık ötede’ söylemi, çoğu zaman bir yanılsamadır. Nitekim bu söylemi ortaya
atan ülkelerin, bugün hâlâ devasa ve anıtsal kütüphane binaları inşa etmeye
devam ettiğini görüyoruz. Peki neden? Çünkü kütüphaneler artık sadece bilgi
depolayan yerler değil; yaşayan, dönüşen ve çok yönlü hizmet sunan
merkezlerdir. Bugün kütüphanelerde sessiz çalışma
alanlarının yanında sesli çalışma alanları, ortak üretim ve sosyalleşme
alanları; sanat, kültür ve spor faaliyetlerine açık mekânlar
bulunmaktadır. Yani kütüphane; sadece kitabın değil, hayatın da
merkezine yerleşmiştir. Bu dönüşümün en güzel örneklerinden biri de,
Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesidir. Toplumun her kesimine hitap eden,
farklı ihtiyaçlara cevap veren yapısıyla hepimiz için gurur verici bir
örnektir. Bu bağlamda kütüphaneleri ben yaklaşık on yıldır ‘yaşayan
kütüphaneler’ olarak tanımlıyorum. Nefes alan, bireye dokunan, toplumu
geliştiren yapılar. Nitekim bu yılın teması da tam olarak bunu vurguluyor:
İnsana dokunan, iyileştiren kütüphaneler. Bu noktada, ‘iyileştiren kütüphane’
kavramını daha detaylı şekilde kıymetli hocamız Ali Hocam sizlere aktaracaktır.
Sözü sahibine bırakmak gerekir. Katılımlarınız için hepinize çok teşekkür
ediyorum. Nice Kütüphane Haftalarında birlikte olmayı diliyorum. Saygılarımla.”
dedi.

Açılış konuşmalarının
ardından Kırıkkale Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Bilgi ve
Belge Yönetimi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ali Kavak tarafından “Bilgi, Refah ve
Toplumsal Katkı Bağlamında İyileştiren Kütüphaneler” başlıklı konferans
gerçekleştirildi.

Kütüphanelerin Tarihsel
Dönüşümü ve Bilgi Toplumundaki Yeri
Dr. Öğr. Üyesi Ali Kavak
konuşmasına, “Bugün sizlerle kütüphanelere biraz farklı bir açıdan bakacağız. Onları sadece kitapların
olduğu yerler olarak değil, insanı iyileştiren, güçlendiren ve toplumu
dönüştüren yapılar olarak ele alacağız” sözleriyle başladı. İnsanlık tarihini
Toplum 1.0’dan Toplum 5.0’a uzanan bir çerçevede değerlendiren Dr. Öğr. Üyesi Kavak,
avcı-toplayıcı dönemlerde bilginin insan hafızasında taşındığını, bu nedenle
insanın kendisinin adeta yaşayan bir kütüphane olduğunu söyledi. Tarım toplumu
ile birlikte yazının ortaya çıkmasının bilginin kalıcılığını sağladığını,
sanayi toplumunda ise matbaa ve seri üretimle bilginin geniş kitlelere
ulaştığını anlattı. Dijital çağda ise, kütüphanelerin fiziksel sınırları aşarak
bilgi toplumunun merkezine yerleştiğini belirtti. “Kitap hâlâ var, kütüphane
hâlâ var; fakat her yeniçağ, bu yapılar üzerine yeni katmanlar ekliyor” diyerek
kütüphanelerin geçmiş ile geleceği buluşturan kurumsal hafıza merkezleri
olduğunu vurguladı.

Bilgi Hiyerarşisi,
Dijital Dönüşüm ve Kütüphanelerin Yeni Rolü
Konuşmasının devamında
bilgi hiyerarşisini ayrıntılı şekilde ele alan Dr. Öğr. Üyesi Kavak, veri,
enformasyon, bilgi ve bilgelik kavramlarını somut örneklerle anlattı. “Size
sadece 37.5 desem bu bir veri olur; ancak 37.5 derece ateş dediğimde
enformasyona dönüşür. Bunun nasıl tedavi edileceğini bildiğinizde bilgiye
ulaşırsınız; fakat neyin, neden ve kim için yapılması gerektiğini
kavradığınızda bilgelik düzeyine çıkarsınız” sözleriyle “bilgelik” kavramının
çağımızdaki önemini vurguladı. Özellikle sosyal medya ve dijital içerik
akışının bireyleri sürekli bilgiye maruz bıraktığını, buna rağmen derin düşünme
ve anlam üretme becerisinin zayıfladığını belirterek, “Bugün veri bol,
enformasyon bol, bilgiye erişim çok kolay; fakat bilgelik bu çağın en kıt
kaynağıdır” ifadelerini kullandı. Bu noktada kütüphanelerin sadece bilgi sunan
değil, bireyi eleştirel düşünme, sorgulama, empati ve ahlaki sorumluluk yoluyla
bilgeliğe taşıyan dönüştürücü yapılar olduğuna dikkat çekti.
Dr. Öğr. Üyesi Kavak,
konuşmasının önemli bir bölümünü dijital dönüşüm ve yeni nesil kütüphane
anlayışına ayırarak, “Dijital dönüşüm artık bir seçenek değil, zorunluluktur” ifadesi
eşliğinde yapay zekâ, nesnelerin interneti, artırılmış gerçeklik, blok zinciri,
büyük veri ve 5G altyapısının kütüphane hizmetlerine etkilerini ayrıntılarıyla
anlattı. Dr. Öğr. Üyesi Ali Kavak, RFID destekli akıllı raf sistemleri,
kullanıcı davranışlarını analiz eden büyük veri uygulamaları, 7/24 hizmet
sunabilen yapay zekâ tabanlı danışma sistemleri ve artırılmış gerçeklikle
zenginleştirilen öğrenme deneyimlerinin artık günümüz kütüphanelerinin bir
parçası olduğunu ifade etmesinin yanı sıra teknolojinin tek başına yeterli
olmadığını vurgulayarak, “Asıl mesele teknoloji değil, insanın gelişimi, refahı
ve iyiliği için bu araçları hangi amaçla kullandığımızdır” sözleriyle insan
merkezli dönüşüm anlayışının altını çizdi.
Web’in evrimi ile
kütüphanelerin dönüşümünü de ele alan Dr. Öğr. Üyesi Kavak Web 1.0’dan Web
4.0’a uzanan sürecin bilgiye erişim alışkanlıklarını tamamen değiştirdiğini
belirtti. Kullanıcının artık sadece bilgi tüketen değil, bilgi üreten ve
sisteme katkı sunan aktif bir aktör haline geldiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Ali
Kavak, bu değişimin kütüphaneleri de kullanıcı merkezli, etkileşimli ve
kişiselleştirilmiş hizmet modellerine yönlendirdiğini ifade etti. Kütüphane 5.0
vizyonunu anlatırken ise erişilebilirlik, kişiselleştirme, topluluk oluşturma
ve yaşam boyu öğrenme kavramlarının yeni nesil kütüphaneciliğin temelini
oluşturduğunu belirtti.

İyileştiren Kütüphaneler
ve Toplum 5.0 Perspektifi
Konuşmasının ilerleyen
bölümünde kütüphanelerin iyileştirici yönüne özellikle dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi
Ali Kavak, “Kütüphane gerçekten iyileştirir mi? Cevap kesinlikle evet” diyerek
araştırmalardan örnekler paylaştı. Kütüphanelerin bireylerde yalnızlık hissini
azalttığını, stres ve kaygı düzeylerini düşürdüğünü, aidiyet ve toplumsal bağ
duygusunu güçlendirdiğini ifade etti. Doğru bilgiye erişimi öğretmesiyle
okuryazarlığı geliştirdiğini, kültürel mirası koruyarak bireyin kendini daha
sağlam bir kimlik içinde hissetmesini sağladığını, kişisel gelişim ve odaklanma
alanı sunarak zihinsel iyilik haline katkıda bulunduğunu belirtti. Aynı zamanda
farklılıkları aynı çatı altında buluşturarak toplumsal uyumun güçlenmesine
katkı sunduğunu söyledi.
Toplum 5.0 bağlamında
kütüphanelerin rolüne değinen Dr. Öğr. Üyesi Kavak, teknolojinin insanın
hizmetinde olması gerektiği anlayışının kütüphanelerin tarihsel misyonuyla
birebir örtüştüğünü vurguladı. “Algoritmalar size görmek istediğinizi sunar;
kütüphaneler ise, görmeniz gerekeni de önünüze koyar” sözleriyle kütüphanelerin
tarafsız, kapsayıcı ve eşit fırsat sunan yapısını öne çıkardı. Bu yönüyle
kütüphanelerin yalnızca teknolojik dönüşümün değil, aynı zamanda insani
gelişimin de temel taşı olduğunu söyledi.
Konuşmasının sonunda ise
Dr. Öğr. Üyesi Ali Kavak, “Kütüphaneler değişiyor ama özleri değişmiyor. Onlar hâlâ bilginin
evidir, ancak artık aynı zamanda insanın gelişim alanıdır. Kütüphane, bilginin
değil anlamın üretildiği yerdir” sözleriyle salona seslendi. Kütüphanelerin
gelecekte bir bina olmaktan çok bilgi, sosyal destek, iş birliği ve yaşam boyu
öğrenme ekosistemine dönüşeceğini belirten Kavak, Kütüphane Haftası’nın bu
farkındalığı güçlendirmesi açısından önemli bir zemin sunduğunu ifade ederek
konuşmasını tamamladı.

Programın sonunda Rektör
Yardımcımız Prof. Dr. Mehmet Başalan, konferansta verdiği değerli bilgiler
dolayısıyla Dr. Öğr. Üyesi Ali Kavak’a tablo hediye etti.

Günün anısına çekilen
toplu fotoğraf ile program sona erdi.
