29 Nisan 2026

Üniversitemizde “Teoriden Uygulamaya Çocuklarda Gelişim Köprüsü” Konulu Panel ve Atölye Etkinliği Düzenlendi

Üniversitemiz Çocuk Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Teoriden Uygulamaya Çocuklarda Gelişim Köprüsü” konulu panel ve atölye etkinliği düzenlendi.

Üniversitemiz Mavi Salon’da yapılan etkinliğe Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Erol Yılmaz, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yurdagül Erdem, Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Hüsamettin Çetin, Keskin Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Alper Gürer, Müdür Yardımcıları Doç. Dr. İbrahim Bozacı ve Dr. Öğr. Üyesi Fikriye Sezer, Üniversitemiz Çocuk Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Seda Sakarya, Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Nuray Öztürk, Hacettepe Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Nur Pınar Bayhan, Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Aysel Köksal, Doç. Dr. Taşkın Taştepe ve Dr. Öğr. Üyesi Ezgi Fındık, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Kanak, Çocuk Gelişim Uzmanları Dr. Yasemin Yılmazer ve Fatma Güngören Gökaslan, akademik ve idari personelimiz ile öğrencilerimiz katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program, Üniversitemiz Çocuk Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Seda Sakarya, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yurdagül Erdem ve Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Erol Yılmaz’ın  açılış konuşmaları ile devam etti.

Çocukların bir milletin geleceği olduğunu ifade eden Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Erol Yılmaz, “Kırıkkale Üniversitesinin değerli akademik ve idari personeli olan ailemizin kıymetli üyelerini, takım arkadaşlarımızı, şehrimizi ve Üniversitemizi teşrif eden saygıdeğer bilim insanlarını, uzmanlarımızı ve elbette varlık sebebimiz olan sevgili öğrencilerimizi hürmetle selamlıyorum. Bugün burada çocukları konuşmak için toplandık. Çocuk söz konusu olduğunda ne kadar konuşsak, ne kadar emek versek ve ne kadar bir araya gelsek yine de eksik kalır. Çünkü çocuk; umut demektir. Çocuk, yarın demektir. Çocuk, sevgi demektir. Çocuk, gelecek demektir. Şefkat, merhamet ve tebessüm demektir. Bahar demektir. Çocuk denildiğinde zihnimizde hep güzel hep olumlu kavramlar canlanır. Çünkü çocuk; aynı zamanda aile demektir, milletin geleceği demektir, bir ülkenin yarınları demektir. Dolayısıyla çocuklarımızın her anlamda gelişimi; bir toplumun, bir devletin geleceği açısından hayati öneme sahiptir. Bugün burada çocuk gelişimini konuşuyoruz. Ama aynı dakikalarda dünyanın farklı coğrafyalarında çocuklar bombalar altında hayatını kaybediyor, açlıkla mücadele ediyor. Ne yazık ki çağımızda hâlâ savaşların, zulmün ve adaletsizliğin en büyük mağdurları çocuklar olmaya devam ediyor. 2026 dünyasında yaklaşık iki buçuk yıldır süren bir soykırımla karşı karşıyayız. Sözde ateşkesin yürürlükte olduğu son iki aylık süreçte dahi yalnızca Lübnan’da 144 çocuk hayatını kaybetti. Dünyanın sessiz kaldığı bu acıyı özellikle vurgulamak istiyorum. Sosyal medyada mutlaka karşınıza çıkmıştır. Özellikle gençlerin yoğun olarak kullandığı platformlarda, yıkıntıların arasından okula gitmeye çalışan bir çocuğun görüntüsü dolaşıyor. O görüntü, aslında yaşanan insanlık dramının özeti niteliğindedir. Dönelim ülkemize. Son 10-15 gündür gerçekten içimiz yanıyor. Haber kanallarını geziniyoruz. Niye? Henüz 14 yaşında bir çocuk… Elindeki 5 silah ve 7 şarjörle okuduğu okula gidiyor; elleri titremeden öğretmenini, arkadaşlarını öldürüyor. Yine çok kısa bir süre önce 15-16 yaşlarında bir başka çocuk, kurusıkıdan dönüştürdüğü bir silahla polislerimizi şehit ediyor; bir polis merkezini adeta basıyor. Bunlar uzak hikâyeler değil. Bunlar bizim çocuklarımız. İşte asıl sarsıcı olan da bu.  Eğer bu çocuklar 13-14 yaşında bir insana, bir hayvana zarar verebilecek noktaya gelmişse; eğer akran zorbalığı linçe dönüşmüşse, eğer şiddet, öfke ve merhametsizlik bu kadar erken yaşta sıradanlaşmışsa, burada yalnızca çocukları değil, sistemi konuşmak zorundayız. Çocuğun gelişimini çok daha fazla konuşmak zorundayız. Özellikle de benim kuşağım. Çünkü benim anne-baba kuşağım, son masum kuşaktı. Belki çoğunun okuma yazması yoktu, belki ellerinde yalnızca ilkokul diploması vardı. Ancak onlar, anneliğin ve babalığın hayatın birincil sorumluluğu olduğunu biliyorlardı. Doktor da olsalar, öğretmen de olsalar, ev hanımı da olsalar, çiftçi, polis ya da memur da olsalar; hepsi biliyordu ki, topluma karşı da dünyaya karşı da inançlarına karşı da ilk görevleri annelik ve babalıktır. Fakat bizler, diplomalılar kuşağı; beyaz yakalılar, unvanlarının önünde profesör, doktor, savcı yazanlar kuşağı… Bir yerlere yetişmek adına, üstelik Kur’an’da da ifade edildiği üzere yarım kalacağı kesin olan bu dünyaya yetişmeye çalışırken, çocuklarımızı çoğu zaman başkalarının insafına bıraktık. Sokağın, televizyonun ve internetin insafına bıraktık. Oysa yuvayı dişi kuş yapar; toplumu da dişi kuş yapar. Bunun merkezinde ise öncelikle anneler, ardından babalar vardır. Çocuklarını yeterince kendileri yetiştirmediğimizde, onların zihnini ve ruhunu başka araçlar şekillendirmeye başlıyor. Bir dönem televizyon bunu yaptı, bugün ise internet yapıyor. Sonrasında da karşımıza henüz 14 yaşında şiddete meyilli, öfke dolu çocuklar çıkabiliyor. Bu nedenle çocuğu ne kadar konuşsak azdır. Çocuk eğitimi, aile yapısı ve değer aktarımı üzerinde ne kadar dursak yine de eksik kalır. Burada kıymetli hocalarımızın öncülüğünde böyle anlamlı bir programın düzenlenmiş olmasını son derece değerli buluyorum. Kim davet ettiyse, kim emek verdiyse, bize düşen ne varsa memnuniyetle yerine getirmek isteriz. Bugün görüyorum ki, program amacına ulaşmış; çok kıymetli hocalarımız, uzmanlarımız burada.  İyi ki geldiniz, iyi ki buradasınız. Ayaklarınıza sağlık. Hepinize teşekkür ediyorum.” dedi.

Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Yurdagül Erdem, “Sayın hocalarım, değerli konuklar ve sevgili öğrenciler, bugün ‘Teoriden Uygulamaya: Çocuklarda Gelişim Köprüsü’ programı kapsamında bir araya gelmiş bulunuyoruz. Çocuk gelişimi yalnızca bireysel bir süreç değildir; aynı zamanda aileyi, toplumu ve geleceğimizi doğrudan etkileyen son derece önemli bir alandır. Çünkü çocuklara yapılan her yatırım, aslında toplumun geleceğine yapılan yatırımdır. Çocuklarımızın sağlıklı bireyler olarak yetişmesi, eğitim süreçlerinin desteklenmesi, gelişimlerinin doğru şekilde izlenmesi ve ihtiyaç duydukları alanlarda uzman desteği almaları büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle çocuk gelişimi alanında yapılan her çalışma, yalnızca bugünü değil yarınlarımızı da şekillendirmektedir. Bugünkü programımızın öğrencilerimiz açısından son derece faydalı olacağına inanıyorum. Burada sadece çocuk gelişimi öğrencilerimiz değil, çocuk sağlığı alanında ders alan öğrencilerimiz de bulunmaktadır. Disiplinler arası bu birlikteliğin, mesleki gelişim açısından çok kıymetli olduğuna inanıyorum. Program kapsamında eğitimler, uygulamalar, atölye çalışmaları gerçekleştirilecektir.  Bugün burada bizlerle bilgi ve deneyimlerini paylaşmak üzere davetimizi kabul eden kıymetli hocalarımıza özellikle teşekkür etmek istiyorum. Büyük üniversitelerde ve donanımlı çocuk hastanelerinde edindikleri tecrübeleri öğrencilerimize aktarmaları, onlar için çok değerli bir fırsattır. Katılımınız, ilginiz ve desteğiniz için hepinize tekrar teşekkür ediyor, programımızın verimli ve başarılı geçmesini diliyorum.” şeklinde konuştu.

Üniversitemiz Çocuk Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Seda Sakarya ise, açılış konuşmasında, “Üniversitemiz Çocuk Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen “Teoriden Uygulamaya Çocuklarda Gelişim Köprüsü” adlı etkinliğimize hepiniz hoş geldiniz. Bugün burada çocuk gelişimi gibi toplumun temel taşını oluşturan bir alanda teorik bilgiyi sahanın pratiği ile buluşturmak üzere bir aradayız. Merkez olarak temel gayemiz, sadece akademik bilgi üretmek değil aynı zamanda bu bilgiyi çocuklarımızın hayatına dokunacak somut uygulamalara dönüştürebilmektir. Merkezimiz, çocukların ve gençlerin kendilerini tanımalarını sağlayarak yeteneklerini en üst düzeyde kullanmalarını, onların araştırma, bilimsel düşünme, sorgulama, fikir üretmeye teşvik etme ve tüm bunların kültür, sanat ve spor etkinlikleri ile desteklenmesini sağlayarak onlara farkındalık ve özgüven kazandırmayı misyon edinmiştir. Programımız, çok kıymetli hocalarımızın sunumlarıyla başlayacak bir bilgi şöleni niteliğindedir. Değerli konuklarımıza teşekkür eder, hepimiz adına verimli bir etkinlik olmasını dilerim.” dedi.

Açılış konuşmalarının ardından program; Prof. Dr. Pınar Bayhan, Prof. Dr. Aysel Köksal ve Prof. Dr. Mehmet Kanak’ın “Hastanede Erkan Müdahale”, “Çocuklarda Duyuların Gelişimi”, “Müzede Çocuk Olmak” ve “Çocuklarda İhmal ve İstismar” konulu sunumları ile devam etti.

İnteraktif bir şekilde gerçekleşen sunumlarda konuşmacılar bilgi ve tecrübelerini öğrencilerimizle paylaşarak kendilerine yöneltilen soruları cevapladılar.

Konuşmaların ardından Prof. Dr. Pınar Bayhan, Prof. Dr. Aysel Köksal Akyol, Doç. Dr. Taşkın Taştepe, Dr. Öğr. Üyesi Ezgi Fındık, Prof. Dr. Mehmet Kanak, Çocuk Gelişim Uzmanları Dr. Yasemin Yılmazer ve Fatma Güngören Gökaslan’a programa katılım ve destekleri dolayısıyla teşekkür edilerek plaket verildi.

Program, öğle arasından sonra atölye çalışmaları ile devam etti.

Çocuk Gelişim Uzmanı Dr. Yasemin Yılmazer, Doç. Dr. Taşkın Taştepe, Dr. Öğr. Üyesi Ezgi Fındık ve Çocuk Gelişim Uzmanı Fatma Güngören Gökaslan, “Aile Görüşmelerinde Pratik İpuçları”, “Hareket Gelişimini Destekleme”, “Tuvalet Bağımsızlığı”, “Özel Gereksinimli Çocuklarda Oyun ve İletişim İşlevleri” konulu atölye çalışmalarını öğrencilerimiz ve akademisyenlerimizle birlikte gerçekleştirdi.

Teori ve pratiği birleştiren etkinlik, öğrencilerimizin mesleki bilgi ve becerilerinin pekişmesine önemli katkı sağladı.