30 Mart 2026

“İyileştiren Kütüphaneler, Geliştiren Kütüphaneler” Temasıyla Kutlanan 62. Kütüphane Haftası Açılış Konferansıyla Başladı.

Üniversitemizde 62. Kütüphane Haftası etkinlikleri kapsamında, Kütüphane ve Dokümantasyon Dairesi Başkanlığı tarafından “İyileştiren Kütüphaneler, Geliştiren Kütüphaneler” temasıyla anlamlı bir konferans gerçekleştirildi. Eğitim Fakültesi Nurettin Topçu Konferans Salonu’nda düzenlenen programa, Rektör Yardımcılarımız Prof. Dr. Mehmet Başalan ve Prof. Dr. Erol Yılmaz ile Eğitim Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Erman Yükseltürk’ün yanı sıra akademik ve idari personel ile öğrencilerimiz katıldı.

Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı okunması ile başlayan programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkan Vekili Zeynep SEMERCİ, ‘’Bu yılki temamız olan ‘İyileştiren Kütüphaneler, Geliştiren Kütüphaneler’in, kütüphanelerin toplum hayatındaki çok yönlü rolünü en güzel şekilde ifade ettiğine inanıyorum. Ben, kütüphanelerin yalnızca bilgiye erişim sağlanan mekânlar olmadığını; aynı zamanda bireylerin kendilerini keşfettikleri, düşünsel olarak geliştikleri ve kimi zaman da ruhsal olarak iyileştikleri özel alanlar olduğunu düşünüyorum. Yoğun yaşam temposu içinde kütüphanelerin, insanlara sakinleşme, odaklanma ve kendileriyle yeniden bağ kurma imkânı sunduğunu görüyorum. Kitapların dünyasında yolculuk yapan bireylerin farklı hayatları tanıdığını, empati kurduğunu ve bakış açılarını genişlettiğini biliyorum. Bu yönüyle kütüphanelerin sadece akademik gelişimi değil, aynı zamanda bireysel ve toplumsal iyileşmeyi de desteklediğine inanıyorum. Günümüzde kütüphanelerin, basılı kaynakların ötesine geçerek dijital bilgiye erişim, öğrenme ortamları oluşturma ve sosyal etkileşim alanları sunma gibi önemli görevler üstlendiğini düşünüyorum. Bu yönüyle kütüphanelerin, bireyleri geliştiren ve onları geleceğe hazırlayan dinamik merkezler hâline geldiğini ifade etmek isterim. Bizler de üniversite kütüphanesi olarak, kullanıcılarımızın bilgiye hızlı ve en doğru şekilde ulaşmalarını sağlarken, aynı zamanda onların akademik, kültürel ve kişisel gelişimlerine katkıda bulunmayı temel hedefimiz olarak görüyoruz. Kütüphane Haftası boyunca düzenleyeceğimiz etkinliklerle kütüphanelerin iyileştirici ve geliştirici gücünü daha görünür kılmayı ve sizleri bu sürecin aktif bir parçası olmaya davet etmeyi amaçlıyorum. Bu vesileyle hepinizi kütüphanemizin sunduğu imkânlardan daha fazla yararlanmaya ve etkinliklerimize katılmaya davet ediyorum. 62. Kütüphane Haftası’nı kutluyor, sağlıklı, huzurlu ve verimli bir hafta geçirmenizi diliyorum. Katılımınız için teşekkür ederim.’’ ifadelerini kullandı.



“Kütüphane Haftası, Farkındalık Oluşturmak Açısından Büyük Önem Taşıyor”

Kütüphane Haftası’nın önemine ve bu kapsamda yürütülen farkındalık çalışmalarına değinerek sözlerine başlayan Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Erol Yılmaz, “Kıymetli Rektör Yardımcım, Kıymetli Dekanım, Değerli hocalarım, Kırıkkale Üniversitesinin çok kıymetli idari personeli ve varlık sebebimiz sevgili öğrencilerimiz; hepinizi hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Bu hafta 62’ncisini kutladığımız Kütüphane Haftası. 1964 yılından bu yana, öncelikle Türk Kütüphaneciler Derneği’nin koordinasyonunda, Kütüphaneler ve Yayınlar Genel Müdürlüğü iş birliğiyle kutlanmaktadır. Her yıl farklı bir tema belirlenmekte ve bu tema çerçevesinde faaliyetler yürütülmektedir. Özellikle Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü öğrencilerimizin de yakından bildiği üzere, farklı kütüphane türleri kendi ölçülerinde bu temalar etrafında etkinlikler gerçekleştirmektedir. Ancak tüm bu çalışmaların ortak amacı şudur: Kütüphaneler başta olmak üzere; bilgi merkezleri, arşivler, dokümantasyon ve enformasyon merkezleri hakkında toplumsal farkındalık oluşturmak ve mevcut farkındalık düzeyini artırmaktır. Bu farkındalık hem sivil toplum hem de kamu düzeyinde, yani hem halk hem de devlet nezdinde bir bilinç oluşturmayı hedeflemektedir. Elbette hep ifade ettiğimiz gibi bir konuya sadece bir gün ya da bir hafta ayırmak o konunun önemini anlatmak için yeterli değildir. Ancak bu tür haftalar, ilgili konunun medya ve kamu gündeminde en üst sıralara taşınmasını sağlaması açısından büyük önem taşımaktadır. Bugün, ilgili bakanlıkların, genel müdürlüklerin ve hatta devletin en üst kademelerinin bu tür haftalarda konuya dikkat çeken mesajlar yayımladığını görüyoruz. Bu da farkındalık açısından önemli bir gelişmedir.” şeklinde konuştu.


“Bilgi Çağında Kütüphaneler Yaşayan ve Dönüşen Merkezlerdir”

Kütüphanelerin tarihsel gelişiminden günümüzde bilgi çağında üstlendiği kritik role, kendi mesleki deneyimleri ve gözlemleri üzerinden dikkat çeken Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Erol Yılmaz, “Benim bu alana olan ilgim ise çok daha eskilere dayanıyor. 1988 yılında bu camiaya adım attım. Yüksek lisans sürecimde özellikle iletişim ve halkla ilişkiler boyutunun yeterince ele alınmadığını fark ederek bu alana yöneldim. O yılları hatırlayanlar bilir; tek kanallı televizyon dönemiydi. TRT yayın yapardı ve günün sonunda ‘bayrak çektirme’ ile yayın kapanırdı. Ben, ana haber bültenlerinden kapanışa kadar acaba Kütüphane Haftası ile ilgili tek bir cümle duyabilir miyim diye beklerdim. Ne yazık ki çoğu zaman hiçbir şey duyamadan ekran kapanırdı. Aslında bu durum, benim mesleki yönelimimi de belirleyen önemli bir kırılma noktası oldu. Bu eksikliği fark etmiş olmam, yüksek lisans tezimi halkla ilişkiler ve kitle iletişim araçları üzerine yapmama vesile oldu. Sonrasında da mesleki kariyerim boyunca iletişim, halkla ilişkiler ve yönetim gibi insan odaklı alanlara yöneldim. Yine 1990’ların sonlarına doğru, yanlış hatırlamıyorsam, o dönemin en yüksek tirajlı beş gazetesini incelemeye karar verdim. Milli Kütüphanede, ciltler arasından tek tek çıkararak sayfaları taradım. Günler süren bu çalışmada, gazetelerin neredeyse her satırını inceledim ve ulaştığım sonuç ne yazık ki düşündürücüydü. Daha sonra 1990’lı yılların sonlarına doğru, o dönemin en yüksek tirajlı beş gazetesini bir yıl boyunca satır satır inceledim. Milli Kütüphanede, ciltler arasından sayfaları tek tek tarayarak yaptığım bu çalışmada şunu üzülerek gördüm: Magazin içerikli pek çok haber birinci sayfada yer bulurken, Kütüphane Haftası’nda dahi kütüphanelerle ilgili bir haberin ana sayfada yer almadığına şahit oldum. İşte bu nedenle, Kütüphane Haftası son derece kıymetlidir. Bugün geldiğimiz noktada ise tablo çok daha umut vericidir. Artık yalnızca geleneksel medya değil, sosyal medya da önemli bir araç haline gelmiştir. Daha da önemlisi, devlet aklı kütüphane ve bilgi yönetimi konularını ciddi biçimde gündemine almıştır. Bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri de Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesidir. Kısmen Amerika Kongre Kütüphanesi örnek alınarak oluşturulan bu yapı hem mimarisi hem de içerik zenginliğiyle gerçekten gurur vericidir. Ancak belki de daha önemlisi şudur: Devletin, kütüphane ve arşiv konularını ciddi şekilde ele alıyor olması, gündemine alıyor olması, bu alandaki mevzuatı güncellemesi ve sürdürülebilir politikalar geliştirmesidir. Gerçek gelişmeyi sağlayacak olan da tam olarak bu yaklaşımdır. Dolayısıyla kütüphaneler konusu hem milletin hem de devletin zihninde yer alıyor ve almalıdır. Çünkü kütüphane dediğimiz kurum, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında yaşanan bilgi patlaması ile birlikte bambaşka bir anlam kazanmıştır. Bugün, özellikle son 30 yıla baktığımızda çok net bir gerçek karşımıza çıkıyor: Dünyanın bir numaralı sermayesi bilgidir ve açıkça ifade etmek gerekir ki, bugün dünyayı bilgi yönetmektedir. Bu gerçeğin farkına erken varan ülkeler etken ülkeler haline gelirken; bu farkındalığı yeterince geliştiremeyen ülkeler ne yazık ki edilgen konumda kalmıştır. Biz ise çok şükür her geçen gün bu alanda daha ileriye gidiyoruz. Bilginin artık ticari bir meta haline geldiği, küresel gücün temel unsuru olduğu bir çağdayız. Bugün savunma sanayii dendiğinde dünyada ilk akla gelen üç ülkelerden biri haline gelmemiz tesadüf değildir. Bu gelişmeler, dünya savaş tarihini değiştirecek niteliktedir. Ve bunun arkasındaki temel güç bellidir: bilgi. Dolayısıyla kütüphaneleri ne kadar konuşsak azdır. Özellikle üniversite kütüphaneleri bağlamında bu konu çok daha büyük önem taşımaktadır. Çünkü üniversiteler, bir milletin kalkınmasında lokomotif kurumlardır. Hem eğitim-öğretim hem de araştırma-geliştirme faaliyetlerinin merkezidir. Peki bilgi olmadan bunları gerçekleştirmek mümkün mü? Elbette değil. İşte bu noktada kütüphaneler devreye girer. Kütüphaneler, bilginin üretildiği, düzenlendiği ve erişilebilir kılındığı ana merkezlerdir. Sevgili öğrenciler; Sizler de bu sürecin bir parçasısınız. Aldığınız eğitimle birlikte, kendi çevrenizde bu farkındalığı yayarak aslında bu alanın birer temsilcisi, birer gönüllü iletişimcisi oluyorsunuz. Öte yandan, kütüphane kavramı da büyük bir dönüşüm geçirdi. Uzun yıllar boyunca kütüphaneler; sessizce ders çalışılan, kitap ödünç alınan mekânlar olarak algılandı. Hatta başka bir ifadeyle; yazın serin, kışın sıcak, sessiz ve uygun maliyetli alanlar olarak tanımlandı. Ancak bugün artık bu tanım yeterli değil. Evet, artık bilgiye ‘bir tık’ ile ulaşabiliyoruz. Ama bu durum, kütüphaneleri gereksiz hale getirmedi; tam aksine daha da önemli hale getirdi. Çünkü ‘her şey bir tık ötede’ söylemi, çoğu zaman bir yanılsamadır. Nitekim bu söylemi ortaya atan ülkelerin, bugün hâlâ devasa ve anıtsal kütüphane yapıları inşa etmeye devam ettiğini görüyoruz. Peki neden? Çünkü kütüphaneler artık sadece bilgi depolayan yerler değil; yaşayan, dönüşen ve çok yönlü hizmet sunan merkezlerdir. Bugün kütüphanelerde: Sessiz çalışma alanlarının yanında sesli çalışma alanları, ortak üretim ve sosyalleşme alanları, sanat, kültür ve spor faaliyetlerine açık mekânlar bulunmaktadır. Yani kütüphane; sadece kitabın değil, hayatın da merkezine yerleşmiştir. Bu dönüşümün en güzel örneklerinden biri de Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesidir. Toplumun her kesimine hitap eden, farklı ihtiyaçlara cevap veren yapısıyla hepimiz için gurur verici bir örnektir. Artık kütüphaneleri ben ‘yaşayan kütüphaneler’ olarak tanımlıyorum. Nefes alan, bireye dokunan, toplumu geliştiren yapılar. Nitekim bu yılın teması da tam olarak bunu vurguluyor: İnsana dokunan, iyileştiren kütüphaneler. Bu noktada, ‘iyileştiren kütüphane’ kavramını daha detaylı şekilde kıymetli hocamız Ali Hocam sizlere aktaracaktır. Sözü sahibine bırakmak gerekir. Katılımlarınız için hepinize çok teşekkür ediyorum. Nice Kütüphane Haftalarında birlikte olmayı diliyorum. Saygılarımla.” dedi.

Açılış konuşmalarının ardından Kırıkkale Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ali Kavak tarafından “Bilgi, Refah ve Toplumsal Katkı Bağlamında İyileştiren Kütüphaneler” başlıklı konferans gerçekleştirildi.

Kütüphanelerin Tarihsel Dönüşümü ve Bilgi Toplumundaki Yeri

Dr. Öğr. Üyesi Ali Kavak konuşmasına, “Bugün sizlerle kütüphanelere biraz farklı bir açıdan bakacağız; onları sadece kitapların olduğu yerler olarak değil, insanı iyileştiren, güçlendiren ve toplumu dönüştüren yapılar olarak ele alacağız” sözleriyle başladı. İnsanlık tarihini Toplum 1.0’dan Toplum 5.0’a uzanan bir çerçevede değerlendiren Dr. Öğr. Üyesi Kavak, avcı-toplayıcı dönemlerde bilginin insan hafızasında taşındığını, bu nedenle insanın kendisinin adeta yaşayan bir kütüphane olduğunu söyledi. Tarım toplumu ile birlikte yazının ortaya çıkmasının bilginin kalıcılığını sağladığını, sanayi toplumunda ise matbaa ve seri üretimle bilginin geniş kitlelere ulaştığını anlattı. Dijital çağda ise kütüphanelerin fiziksel sınırları aşarak bilgi toplumunun merkezine yerleştiğini belirtti. “Kitap hâlâ var, kütüphane hâlâ var; fakat her yeni çağ, bu yapılar üzerine yeni katmanlar ekliyor” diyerek kütüphanelerin geçmiş ile geleceği buluşturan kurumsal hafıza merkezleri olduğunu vurguladı.

Bilgi Hiyerarşisi, Dijital Dönüşüm ve Kütüphanelerin Yeni Rolü

Konuşmasının devamında bilgi hiyerarşisini ayrıntılı şekilde ele alan Dr. Öğr. Üyesi Kavak, veri, enformasyon, bilgi ve bilgelik kavramlarını somut örneklerle anlattı. “Size sadece 37.5 desem bu bir veri olur; ancak 37.5 derece ateş dediğimde enformasyona dönüşür. Bunun nasıl tedavi edileceğini bildiğinizde bilgiye ulaşırsınız, fakat neyin, neden ve kim için yapılması gerektiğini kavradığınızda bilgelik düzeyine çıkarsınız” sözleriyle bilgelik kavramının çağımızdaki önemini vurguladı. Özellikle sosyal medya ve dijital içerik akışının bireyleri sürekli bilgiye maruz bıraktığını, buna rağmen derin düşünme ve anlam üretme becerisinin zayıfladığını belirterek, “Bugün veri bol, enformasyon bol, bilgiye erişim çok kolay; fakat bilgelik bu çağın en kıt kaynağıdır” ifadelerini kullandı. Bu noktada kütüphanelerin sadece bilgi sunan değil, bireyi eleştirel düşünme, sorgulama, empati ve ahlaki sorumluluk yoluyla bilgeliğe taşıyan dönüştürücü yapılar olduğuna dikkat çekti.

Dr. Öğr. Üyesi Kavak konuşmasının önemli bir bölümünü dijital dönüşüm ve yeni nesil kütüphane anlayışına ayırdı. “Dijital dönüşüm artık bir seçenek değil, zorunluluktur” diyerek yapay zekâ, nesnelerin interneti, artırılmış gerçeklik, blok zinciri, büyük veri ve 5G altyapısının kütüphane hizmetlerine etkilerini ayrıntılarıyla anlattı. RFID destekli akıllı raf sistemleri, kullanıcı davranışlarını analiz eden büyük veri uygulamaları, 7/24 hizmet sunabilen yapay zekâ tabanlı danışma sistemleri ve artırılmış gerçeklikle zenginleştirilen öğrenme deneyimlerinin artık günümüz kütüphanelerinin bir parçası olduğunu söyledi. Ancak teknolojinin tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, “Asıl mesele teknoloji değil, insanın gelişimi, refahı ve iyiliği için bu araçları hangi amaçla kullandığımızdır” sözleriyle insan merkezli dönüşüm anlayışının altını çizdi.

Web’in evrimi ile kütüphanelerin dönüşümünü de ele alan Dr. Öğr. Üyesi Kavak Web 1.0’dan Web 4.0’a uzanan sürecin bilgiye erişim alışkanlıklarını tamamen değiştirdiğini belirtti. Kullanıcının artık sadece bilgi tüketen değil, bilgi üreten ve sisteme katkı sunan aktif bir aktör haline geldiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Kavak, bu değişimin kütüphaneleri de kullanıcı merkezli, etkileşimli ve kişiselleştirilmiş hizmet modellerine yönlendirdiğini ifade etti. Kütüphane 5.0 vizyonunu anlatırken ise erişilebilirlik, kişiselleştirme, topluluk oluşturma ve yaşam boyu öğrenme kavramlarının yeni nesil kütüphaneciliğin temelini oluşturduğunu belirtti.

İyileştiren Kütüphaneler ve Toplum 5.0 Perspektifi

Konuşmasının ilerleyen bölümünde kütüphanelerin iyileştirici yönüne özellikle dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Kavak, “Kütüphane gerçekten iyileştirir mi? Cevap kesinlikle evet” diyerek araştırmalardan örnekler paylaştı. Kütüphanelerin bireylerde yalnızlık hissini azalttığını, stres ve kaygı düzeylerini düşürdüğünü, aidiyet ve toplumsal bağ duygusunu güçlendirdiğini ifade etti. Doğru bilgiye erişimi öğretmesiyle okuryazarlığı geliştirdiğini, kültürel mirası koruyarak bireyin kendini daha sağlam bir kimlik içinde hissetmesini sağladığını, kişisel gelişim ve odaklanma alanı sunarak zihinsel iyilik haline katkıda bulunduğunu belirtti. Aynı zamanda farklılıkları aynı çatı altında buluşturarak toplumsal uyumun güçlenmesine katkı sunduğunu söyledi.

Toplum 5.0 bağlamında kütüphanelerin rolüne değinen Dr. Öğr. Üyesi Kavak, teknolojinin insanın hizmetinde olması gerektiği anlayışının kütüphanelerin tarihsel misyonuyla birebir örtüştüğünü vurguladı. “Algoritmalar size görmek istediğinizi sunar; kütüphaneler ise görmeniz gerekeni de önünüze koyar” sözleriyle kütüphanelerin tarafsız, kapsayıcı ve eşit fırsat sunan yapısını öne çıkardı. Bu yönüyle kütüphanelerin yalnızca teknolojik dönüşümün değil, aynı zamanda insani gelişimin de temel taşı olduğunu söyledi.

Konuşmasının sonunda ise Dr. Öğr. Üyesi Kavak, “Kütüphaneler değişiyor ama özleri değişmiyor; onlar hâlâ bilginin evidir, ancak artık aynı zamanda insanın gelişim alanıdır. Kütüphane, bilginin değil anlamın üretildiği yerdir” sözleriyle salona seslendi. Kütüphanelerin gelecekte bir bina olmaktan çok, bilgi, sosyal destek, iş birliği ve yaşam boyu öğrenme ekosistemine dönüşeceğini belirten Kavak, Kütüphane Haftası’nın bu farkındalığı güçlendirmesi açısından önemli bir zemin sunduğunu ifade ederek konuşmasını tamamladı.

Programın sonunda Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Mehmet Başalan, konferansta verdiği değerli bilgiler dolayısıyla Dr. Öğr. Üyesi Ali Kavak’a tablo hediye etti.

Günün anısına çekilen toplu fotoğraf ile program sona erdi.